“Okul Öncesi Sektörü” Türkiye'de , bileşenleri bakımından devlete bağlı eğitim kurumları, özel eğitim kurumları, vakıf ve dernekler, devlete bağlı eğitim araçları sağlayıcısı (DAYM), özel eğitim araçları sağlayıcısı firmalar, özel danışmanlık ve hizmet sağlayıcı firmalar, ve eğitim kurumlarının ihtiyaç duyduğu her türlü temizlikten gıdaya, kırtasiyeden kitaba, reklam ürünleri v.b. çeşitli firmalardan oluşur.
Bu açıdan bakıldığında, genelde eğitim sektörünün, ekonomide çok önemli bir yer tuttuğu göze çarparken, okul öncesi eğitim sektörü de , bunun içinde gelişmekte olan bir kol olarak göze çarpmaktadır.
Bilindiği gibi Okul Öncesi Eğitim , şu an Türkiye'de zorunlu temel eğitim içinde yer almasa da, yakında uygulamaya konulacak olan pilot uygulamalarla, bir geçiş süreci ardından, zorunlu hale gelmesi yönünde çalışmalar hızla devam etmektedir. Buna, MEB, Okul Öncesi Eğitim Genel Müdürlüğü öncülük yaparken, okul öncesi eğitimin öneminin bilincindeki birçok sivil toplum kuruluşu yanı sıra, holding ve hayırsever şirketler de katkı koymaktadır. Bu da sektörün büyümesi ve gelişmesi sonucunu doğurmaktadır.
Ancak, ülkemiz bu konuda gelişmiş hatta gelişmekte olan bazı ülkelere göre kıyaslandığında geriden gelmesi nedeniyle, aradaki farkı kapamada hızlı ve aceleci davranmak zorunda kalmaktadır. Bu da, gerek eğitim kurumlarının gerekse diğer paydaşların hizmet kalitesi ve seviyesinin tatminkar bir düzeyde olmasına engel olmaktadır.
Her ne kadar bir çok konuda hizmet düzeyinin kriterleri belirlenmiş olsa da, henüz kriterleri belirlenememiş olan bir çok başlık bulunmaktadır. Kriterleri belirlenmiş olanların ise, denetim düzenekleri tam anlamı ile işlerlik kazanamaması nedeni ile, uygulamada, ne yazık ki hedeflenen kriterlerin tutturulamadığı göze çarpmaktadır. Bu olumsuzluklar elbette, hedeflenen üst düzey eğitim seviyesini tutturmakta bizlere bir engel değil, daha fazla gayret ve dikkat sarf etmemiz gerektiğini telkin eden saptamalar olarak kabul edilmelidir.
Bu noktada, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden çocukların, okul ortamında doğrudan ya da dolaylı olarak etkileşim içinde oldukları konuların gözden geçirilmesinde fayda var. Bu gözden geçirme sırasında da, çocukların doğrudan etkileşim içinde oldukları konularda odaklanmaya öncelik vermemiz gerekmektedir. Bunları genel olarak, şu şekilde ana başlıklar altında toplayabiliriz:
-
Eğitim ve Müfredat
-
Eğitimciler
-
Yöneticiler
-
Beslenme
-
Hijyen ve Sağlık
-
Eğitim ve oyun ortamları
-
Eğitim materyalleri
Bütün bu ana başlıklar altında toplanan konularda,
a. Kriterlerin doğru konulması,
b. Çocuklarla etkileşime geçmeden önce kriterleri sağladığının kontrol edilmesi ve
c. Düzenli denetimlerle seviyesinin takip edilmesi gerekmektedir.
Yukarıda bahsedilen konularda, yeterli uzman çalışan ihtiyacı da hemen ilk akla gelen gereklilik olarak göze çarpmaktadır.
Ana başlıkların durumunu özetle gözden geçirecek olursak,
1. Eğitim ve Müfredat : Tüm okul öncesi kurumların, MEB'e bağlanması ile bir birliktelik sağlanması mümkün olabilecektir. Şu an, özel kurumlarda batı orijinli, değişik eğitim yöntemleri uygulanmaktadır. Bunun yanı sıra, ağırlıklı olarak özel kurs ya da ders adı altında sportif, sanatsal, yabancı dil gibi etkinlikler de eğitim programlarının içinde yer almaktadır. Ancak bunlar belirli bir yöntemle değil, tamamen okul idaresi ve velilerin inisiyatif ve istekleri doğrultusunda gerçekleştirilmektedir.
2. Eğitimciler: “Okul Öncesi Eğitim Ordusu” nda görevli eğitimcilerimiz, Üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun olan öğretmenlerimizden oluşmakta, yanı sıra Kız Meslek liselerinin ilgili bölümlerinden mezun olan destek elemanlarından da yararlanılmaktadır. Bununla beraber, yukarıda zikredilen sportif, sanatsal, yabancı dil gibi etkinliklere katılan eğitimcilerin durumu maalesef denetim altında değildir. Bunlar, okul idarelerinin denetimi ile seçilmektedir. Dolayısı ile konularındaki uzmanlık seviyesi, ya da pedagojik formasyonları tartışmaya açıktır.
3. Yöneticiler: Bu konuda MEB'in belirlediği kriterleri sağlayan ve sınavlarda başarılı olan adaylar görev almaktadır.
4. Beslenme: Kurum içinde bulunan mutfaklarda üretilen, ya da nadiren toplu yemek üreten firmalardan tedarik yoluyla yapılmaktadır. Çalışan personelin yeterliliği maalesef denetim dışıdır. Aşçıların sertifikalı olup olmadığı konusu tartışmalıdır. Yine, yemek listeleri hazırlanırken, diyetisyenlerin katkısı olup olmadığı tartışmalıdır.
5. Hijyen ve Sağlık : Kurum içinde temizlik ile görevli personel, kendisine sunulan kimyasallar ile temizlik yapmaktadır. Ancak, temizlikte kullanılan kimyasalların, buharlaşma ve koku etkisi ile çocuklara yaptığı etki bilinmemektedir. Temizlik ürünlerinin temininde uygulanacak kriter ve yöntemler belli değildir. Kurumlarda, revir odası ve ilk yardım malzemeleri bulunmaktadır. Düzenli aralıklarla tüm çocuklar doktor kontrolünden geçirilerek, belirli testler uygulanmaktadır. Sonuçlar, aileler ile paylaşılarak, varsa alınması gereken önlemler alınmaktadır. Bununla birlikte bahar aylarında, gripal enfeksiyonlara sıkça rastlanmakta, kolayca bulaşan bu hastalıktan bir çok çocuk etkilenmektedir.
6. Eğitim ve Oyun Ortamları: Ortamların fiziksel özellikleri, çocuğun fiziksel sağlığına ya da ruhsal durumuna negatif etkide bulunmamalıdır. Bunu etkileyen faktörler, birkaç alt başlıkta toplanabilir:
i) Duvar, tavan, zemin, halı ve perde gibi arka plan renk ve desenleri : Bilindiği gibi, renklerin insan davranışları ve ruhsal durumu üzerinde doğrudan etkisi vardır. Bu durum çocuklar için de geçerlidir. Çocukların ve eğitmenlerin gün boyu yaşayacakları ortamda bulunan renklerin tonları ve kombinasyonları da önem taşımaktadır. Bu, onların ruhsal durumları yanında performanslarını da etkileyecek en önemli faktörlerden biridir.
ii) Mobilyaların fiziksel ve kimyasal özellikleri : Arka planda olduğu gibi, mobilyalarda kullanılan renkler ve renk kombinasyonları da , aynı sebeplerle önem taşımaktadır. Özellikle masa zeminlerinde maalesef çok yanlış bir uygulama yaygın bir şekilde uygulanmaktadır. Görsel kaygıyla, ilk bakışta göze güzel gözüken canlı renklerin faaliyet masalarının zeminlerinde kullanılması, çocukların objeleri algılamakta zorlanmaları ve göz kaslarının gereksiz yere zorlanmaları sonucunu doğurabileceği dikkate alınmalıdır. Yine mobilyaların kapaklarında ve çekmecelerinde uygulanan gelişigüzel seçilmiş farklı renkler, cıvıl cıvıl gözükse de çocuğu yoran ve dikkatini dağıtan bir unsur olacağı göz önünde tutulmalıdır. Mobilyalarda kullanılan, suntalam, mdflam v.b. malzemelerin üretiminde kullanılan formaldehit gibi kimyasal malzemelerin belirli oranların altında olması zorunludur. Bu malzemelerin zaman içinde ortama yaydıkları emisyon sağlığa zararlı bir etki yapmaktadır.Yine mobilya üretiminde kullanılan boyaların da kimyasal özellikleri, sağlığa zararlı olmaması için istenen kriterleri sağlaması gerekmektedir. Mobilyaların, sivri köşeleri ve keskin kenarları olmamalıdır. Mobilya boyutları, çocukların kolay kullanımına uygun ergonomik özellikleri taşımalıdır. Mobilya tedariklerinde, bu tür konularda, maalesef gerekli dikkat sarf edilmediği bilinen bir gerçektir. Özellikle, marangozlarda yaptırılan ya da konusunda uzman olmayan firmalardan yapılan tedariklerle, sağlıksız ve zararlı bir çok ürün bugün ister devlet ister özel olsun okul öncesi öğretim kurumlarında yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.
iii)Oyun salonları ve bahçeler : Mobilyalarda aranan ve olması gereken özelliklerin aynısı bahçe oyuncakları ve oyun salonları için de geçerlidir. Buralardaki ürünler de fiziksel ve kimyasal özellikleri yönünden sağlığa bie tehdit oluşturmayacak özellikte olması gerekmektedir. Ancak, özellikle anadoluda bir çok yerde bu konuda yerel üreticilerden yapılan uygunsuz tedariklerle , maalesef sağlığa uygun olmayan ürünler kullanıma girmektedir.
7. Eğitim materyalleri : Okul öncesi eğitim kurumlarında kullanılan eğitim materyalleri ana olarak basılı materyaller ve diğerleri olarak ayrılabilir. Basılı materyaller konusunda piyasada sayısız firma faaliyet göstermekte, bunların bir kısmı eğitimciler arasında rağbet görmekte ve yaygın olarak eğitim kurumlarında kullanılmaktadır. Diğer materyaller ise , ahşap ve plastik başta olmak üzere tekstil v.b. malzemelerden üretilmiş çeşitli oyun ve eğitim araç gereçleri, ve doğal malzemeler(kum, su gibi) sayılabilir. Bunlar da ithal ve yerli üretim olmak üzere birçok firma tarafından piyasaya sunulmaktadır. Bunların sahip olması gereken özellikler ise standartlarla belirlenmiştir. Bunlar, fiziksel , kimyasal ve yanabilirlik testleri ile uygunluğu labarotuvar raporları ile belgelenmiş olmalıdır. Yine ürünlerin üstlerinde, güvenlik ile ilgili olması gereken uyarıcı bilgilerin ve ithalatçı ya da üretici firma bilgilerinin yer alması gerekmektedir. Ancak, bu ürünlerin temini sırasında, maalesef bu konulara gerekli özen gösterilmediği, yine marangozlara yaptırılan, ya da hobi gibi merdiven altı üreticilerin ürettiği bazı ahşap malzemelerin, kurumlarda kullanıldığı sıklıkla göze çarpmaktadır. Anaokulu malzemeleri seçiminde gerekli özen gösterilmesi bir seçnek değil, bir gerekliliktir.
Yukarıda bahsi geçen konularda, okul öncesi eğitimde görevli ya da faaliyet gösteren herkesin ve bütün kurumların iyi niyetli çabaları, ve gösterecekleri özen, ülkemizi bu konuda ileri seviyelere taşırken, gelecek nesillerin de iyi ve sağlıklı yetişesini güvence altına alacaktır.
Salim KISA
İnş Müh, ODTÜ








